Genel

Riyakârlık !!!

“Çok samimi görünen dostlar arasında bile riyanın ve egoizmin açtığı derin uçurumlar vardır”

Sevgili Dostlarım, Bugün sizlerle paylaşacağım yazı Çok standart bir konu. Hatta Sıradan da diyebiliriz.

Aslında bir sıfat olan, (riya: kâr), Arapça riyā + Farsça –kār tümcelerinin birleşiminden oluşmaktadır da. Biz Riyakâr olan insanımsı yoklukları konuşacağız. Bunalar hangi bileşenlerden oluşmuşlardır… Onları oluşturanlar neden varlıklarından utanmışlardır. Aklımdaki konu bu değildi ancak hayat öyle bir seyrini değiştiriyor ki; İnsan Nasıl bir fırtınalı denizde olduğunu hatırlatıyor.

Bunlar Ne? Ne Anlatıyorsun? Demeyin. Neticede Ben de İnsanım ve Yazdıklarım Okuduklarım, Gördüklerim Yaşadıklarımın bir sentezi olarak vücut buluyor. Bu konuda detay vermenin bir anlamı yok. Ancak şu kadarını söyleyebilirim ki bunlardan Etrafımızda o kadar çoklar ki konuyu genele yaymadan başka çare kalmıyor. çünkü dostlar bunlar gerçekten de çoklar. Hatta ve de hatta bu yazıyı okuyanlardan bile bazıları, bu tanımlamaya sokabilir kendisini.  

Riya kelime olarak Arapça ve Farsçadan oluşan bir tümcedir. En basit Anlamı ile yalan söylemenin bir tık üstü diyebiliriz. Bazen Pembe yalanlar ile ilgili kandırmacaya benim bile düşmüşlüğüm vardır. Ama bir insanın yüzüne gülerek arkasından iş çevirmek de nedir? Şöyle bir bakıyorum da … yönetici ya da üstü pozisyonlardakiler ve de buralara heves edenlerde bu riyakarlık o kadar yaygın ki tiksinerek izliyorum.

Ben hiçbir insanı, kendisini bu kadar alçaltacak kadar aciz görmüyorum. Sahip olduğumuz değerler o kadar azaldı ki, Bu yazıyı yazarken bile zorlanıyorum. Peki neden yazıyorum… Çünkü Devamlı maruz kalıyorum. Muzdaripim ve sürekli muzdaripim,  Sürekli kısmı çok önemli. İşte benim üzerinde durmaya çalıştığım konu da bu. İşte bu “Süreklilik” Riyakârlığı Standartlaştırdı. Bir yerde okumuştum… Bir toplumda Doğal olmayan ölümler o kadar çokmuş ki Ölümsüzlük Sıradan bir şey gibi görülüyormuş. Bu örnek, sıradanlaşmanın en bariz örneklerindendir.  

Masadaki leziz yemek o kadar kurtlanmış ki yenilecek yeri kalmamış. Yarattığımız eserimizi hep beraber tüm açılığımızla izleyebiliriz artık.

Farkında mıyız bilmiyorum ama artık Riyakârlığı yapandan değil. Ses çıkamayanlardan gam vuruyoruz. Çünkü Riyayı yapanın, “işi gereği yaptığı” yanılgısı yaygınlaştı. Bu durum Kişisel ilişkilerimizde de kendini gösterir olması ne acı bir durumdur. Hatta yapmayan yada beceremeyenler işlerini yürütemediği için ayıplanıyor.

Kalitesiz, çalışkanlıktan uzak, emeksiz başarılar peşinde o kadar koşar olduk ki…

Çünkü Liyakat yok.

Çünkü adamcılıklarla işlerimizi görür olduk.

Böylelikle kendi adımıza Mahrumiyet yaşamamak adına Riyakârlık Meşrulaştı.

Tüm bu İkiyüzlülükle yapılanları görmemek imkânsızdır. Bu olanlar görünce Marx’ın ünlü yöntem üzerine söylediği sözünü hatırlıyorum:

“Yalnızca belirli bir olayın gerçekleşmesine ya da sonucuna ulaşmak meşruiyeti sağlamaz, ona erişme yönteminin de meşru olması gerekir.”

Bu açıdan, Türkiye’de siyasete kendilerince meşru(!) bir hedef koyduktan sonra, ona ulaşmak için “her yol mubah” yaklaşımı, utanç verici derecede yaygınlıkla başvurulan bir yöntem olarak görülmektedir. Bunun için gerçekliğin zorunlu olarak “çuvala sığmayan mızrak” durumunu önümüze serdiğinde ise, sürekli “senin yüzün benden kara” söylemine sığınılmakta, toplu bir riya sürekli olarak kendini üretmekte ve yeniden üretmektedir.

Tek söyleyebildiğim Acı, Acı, Acı…

Esasen tüm bunlar “kötülüğümüzden değil güçsüzlüğümüzün bir sonucudur” diye iyimser bir yaklaşımda bulunmak istiyorum. Ama bu, bir tür hastalık gibidir. Eninde sonunda bizi ruhen öldürecek. Bu, hangi tarafta olursa olsun, despotizmle ve güce hayranlıkla bir şekilde ilgisi olan herkes için geçerlidir. Bu hastalığa Türkiye’de olduğu gibi aşırı maruz kalır isek artık tedavi için de çok geçtir. Ancak iktidara tapınmaktan, güce olan hasretimiz bittiği zaman, bize dışarıdan dayatılan her türlü sahte ideal ve riyakâr pozisyona ilişkin duyulan arzular bittiği zaman yok olabilir. Cehalet, bu illetin bir numaralı gıdasıdır.

Geldiğimiz yeri hak etmeden, liyakatsiz gelir isek kaybetme korkusu da bize sahip oluğumuz değerleri görmezden gelmemizi sağlar.

Sonuç olarak Riya Güç değil, güçsüzlüktür. Hele ki kendi çabası ile bir yerlere gelmeye çalışanlar bunların bir numaralı düşmanıdır ki. Kanaatim Bir şekilde kendi içine çöküp yok olmaları kesindir.

Hepinize Sağlıklı Mutlu ve Onurlu Bir Sene Diliyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir