Bilgi

Para, Banka ve Banknot…

Para…

İşçilere birayla yapılan ödemeyi gösteren kil tablet. MÖ 3100-3000

Milattan önce 3100 ila 3000 yıllarında Mezopotamya’da yazılmış olan bu tablette, işçilere günlük erzakları dahilinde verilen bira kayıtları yazıyor. Sümer şehri Uruk’ta bulunan tablette, bir kaseden yemek yiyen insan imgesi “yemek tayını”, koni şeklindeki bir kap da “bira” anlamına geliyor.

Antik çağda işçilerin ödemelerinde süt – bira kullanıldığı bilinmekte. İşte bu çağlarda bir zamanlar bir topluluk varmış. Bu topluluk ticarette çok ileriymiş, En zengin tüccarlar bu topluluktaymış. O dönemler Ticaret, takas yoluyla yapılırken bir sürü sıkıntı yaşıyorlarmış. Hem malların pazar taşınması hem de takaslar yapılırken birimler büyük olduğu için adil değilmiş. Mesela Getirilen bir deve karşılığında kaç metre ipek alınabilirdi? Peki bu alınan ipek gereği kadar mıydı yoksa fazladan mı alınmıştı? Peki deve hasta olabilir miydi? Sorunları uzatabiliriz. Taşınması zor olan mal mülklerin pazara götürmek yerine taşınması kolay ama bulunması zor ve zahmetli olan kıymetli maden parçalarını kullanabilir miyiz? Herkes tarafından güvenilen bu topluluklardan yayılan bu altınlar dolaşımda diğer mal ve hizmetlerin satın alımı için kullanılabiliyormuş. Böylelikle daha küçük ve daha çeşitli satın alımlar gerçekleştirebiliyormuş. 2.500 yıl önce Lidya Krallığı’nda (Günümüzde Türkiye’de bulunuyor) basılan, dünyanın bilinen ilk sikkelerinden biri. Doğal olarak oluşan altın ve gümüş alaşımı olan elektrumdan imal edilen bu düzensiz şekilli paralar, belli bir ağırlık standartına uygun olarak basıldı ve ağırlık ve saflığının garantisi olarak kullanılan sembollerle damgalandı. Paktalos Irmağı’nın alüvyonlarında bulunan altın-gümüş karışımı “elektrum” madeninden basılan ilk sikkelerin üzerinde Lidya Krallığı’nın simgesi olan aslan başı bulunuyordu. İlk Lidya sikkeleri muhtemelen Alyattes döneminde basılmıştı. Sikke basımının daha iyi bir duruma gelmesi ve elektrum yerine altın ve gümüşten ayrı olarak sikke basımı, Kral Kroisos (Karun) zamanında ortaya çıkmıştı. İşte İlk paralar böyle çıkmış, yani ihtiyaçtan. Onu ilk akıl edenler dünyanın bu halini görselerdi ticareti bırakabilirlerdi diye düşünmeden edemiyorum…

Elektrum sikke. Lidya. MÖ 7. Yüzyıl.

Banka…

Tabi ki o zamanlar da şimdiki gibi fırsatçı, kısa yoldan, emek vermeden zengin olmak isteyen kötü insanlarda yok değildi. Topluluğumuzdan tüccarlar kilometrelerce uzaklıklardaki Pazar yerlerine giderken, yanlarındaki mal ve kıymetli madenlerle günlerce yolculuk yapıyorlarmış. Pek tabi ki bu uzun yolculuklar bizim fırsatçı insanlarımız için bir fırsatmış. Bu eşkıyalar yapılan bu ticaretlerden elde edilen ganimetleri, bu uzun yolculuklarda kervanların yollarını kesip alıyorlarmış. Bir-iki-üç derken bizim tüccarlar düşünmüşler.

“Tüm zorluklara katlanarak tedarik ettiğimiz, ürettiğimiz malları uzak pazarlarda iyi fiyatlara satıyoruz. Kârda elde ediyoruz ancak dönüşte eşkıyalar kervanları basıp tüm altınları bizden çalıyorlar. Ticaretin tüm karı gidiyor ve hatta zarar da ediyoruz. Bu böyle gitmez” dediler.

Sonra akıllarına bir çözüm geldi. – Tabi ki ihtiyaçtan- Dediler ki “Sahip olduğumuz kıymetli madenleri bir yerde toplayalım. Buraya da en seçkin askerlerimizi yerleştirelim ve bu kıymetlerimizi eşkıyalara ve hırsızlara karşı korusunlar. Bizde biz de bu koruma için onlara para verelim.

Tarihteki ilk bankalar tapınaklardır..
Ve; antik çağlarda elde edilen hazineler tapınaklara tutulur
“Tapınak ekonomisi”

Tarihi kaynaklar, bankacılığın temellerinin eski Babil’de, Mısır’da ve Yunanistan’da birbirine yakın dönemlerde atıldığını yazıyor. O dönemlerde tapınaklar, kıymetli eşyaların saklanmasına da aracılık ediyordu ve böylelikle ilk bankaların temelini oluşturdular ki bankalar senelerce güvenli kasa görevini yaptılar.

Banknot…

Bankalara yerleştirilen kıymetli madenlerin yerlerine, onların değerlerini Pazar yerlerine ne taşıyacaktı? Akıllarına şöyle bir fikir geldi. Doğada çevrede çok bulunan taş gibi bir şeylerin üzerine bankada bulunan kıymetli madenlerinin küçük payları şeklinde notlar kazıdılar. Ve bu kazınan özel taşıyla bankalara giden herkes Taşın üzerine kazılı notunda yazan kadar kıymetli madeni isterlerse alabiliyorlardı. Bu yüzden üzerinde yazan nota istinaden “Banknote” denildi. Çalınsa bile bankada aslı duran kıymetler referans alınarak yeni notlar veriliyordu. Böylelikle zararda oluşmuyordu.

Büyük Ming Sirkülasyon Hazinesi olarak bilinen bir banknot. Çin, 1375

Fotoğraftaki kağıt para, 1.000 şehir sikkesi değerinde. Paranın üstünde, her birinde 100’er tane sikke olan 10 tane sikke kümesi bulunuyor. 1.000 adet madeni sikke 1.5 metre uzunluğunda ve yaklaşık 3 kg ağırlığında olurdu, yani bunun bir kağıt para olması işleri çok daha kolaylaştırmıştı. Bununla birlikte kağıt paranın üstünde, sahtekarlık yapacakların suçları için cezalandırılacağını belirten sert bir uyarı da bulunmaktaydı.

Artık kıymetler güvendeydi ve olması gereken de buydu. Senelerce bu sistem böyle devam etti…

Ta ki bir gün birileri bankada ki kıymetlerin referansı dışında note yazmaya başlayana kadar… tabi bu ve diğer spekülatif işlemler başka bir yazının konusu.

Saygıarımla.

Altuğ Aytaçoğlu – 09.02.2021

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir