Gündem

104 Amirale eleştiri…(!)

“Bir insanın kendine yaptığını başkası bile yapamaz”

Bu sözü defalarca duymuşuzdur ve hatta çoğu zaman doğrudur da. Bizim toplum olarak ezelden beridir, sabit bir düşmanımız vardır; “Dış Güçler” tamam anladık da neden kendimizi hırpalayıp duruyoruz? Yoksa bu da başlı başına bir oyun mu? … Bir gün bir otobüs terminalinde otobüsün içinde aynı koltuğun biletini tutan iki yolcu birbiri arasında hararetli tartışıyorlardı. Tartışma dar alanda şiddetlenmeye başlayınca, o ana kadar sessizliğini koruyan diğer bir yolcu, “Kardeşim neden birbirinizi yoruyorsunuz, gidip size aynı bileti satanı bulsanıza!” Diye seslenince ortalığı serin bir sessizlik bürüyor.
Evet bu tip insanlar hayatımızda yok değil ama bazıları ise bu tip düşünme biçimine hayatlarını adamışlardır.
Tarih 2021 yılının nisanın 4. Günü fikirsel anlamda bir araya gelen 104 amiral bir bildiri yayınladı. O anda kelimenin tam anlamıyla iş şirazesinden çıktı konuşan konuşana yorum yapan yapana eleştiren eleştirene. Hani bir oyun vardır. Oyuncu elinde bir tokmak, önündeki platformda ki rasgele deliklerden çıkan objelere vurup onları geri çıktıkları deliğe sokmaya çalışıyor. Buradaki rastgele(lik) heyecan vericidir ama bizim yaşadığımız bir oyun değil ki!

“Eline çekici alan karşısındakini çivi görürmüş!”

Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim “Yanlış yaptık!” anlatmak istediğimi biraz daha iyi anlatabilmem için önce zaten bildiğinizi düşündüğüm bazı bilgilerin üzerinden tekrar geçmem gerekiyor. Bu kısmı basit geçeceğim; Askeriyede komuta kademesinde
Deniz Kuvvetlerinin Komutanlığı bünyesinde görev yapan askerlerin rütbelerinin küçükten büyüğe sıralaması şu şekildedir:

Deniz Kuvvetlerinde Küçükten Büyüğe Subay Rütbeleri


Er
Onbaşı
Çavuş
Uz.Onbaşı
Uz.Çavuş
Ast.K.Ü.Çavuş
Ast.B.Çavuş
Ast.K.B.Çavuş

Asteğmen
Teğmen
Üsteğmen
Yüzbaşı
Binbaşı
Yarbay
Albay

Tuğamiral
Tümamiral
Koramiral
Oramiral
(Büyükamiral)

Şimdi bu bir liste. Listeyi daha iyi algılamamız için birkaç detaya daha ihtiyaç var…

Türk Kara Kuvvetleri, Türk Silahlı Kuvvetlerinin en büyük kuvvetidir. Bünyesinde 4 Ordu, 14 Kolordu, 8 Mekanize Tümen, 11 Zırhlı Tugay, 23 Mekanize Piyade Tugayı, 15 Motorize Piyade Tugayı, 8 Komando Tugayı, 4 İnsani Yardım Tugayı, 5 Topçu Tugayı bulunur.

Kolordu nedir?
Kolordu, 3-4 tümen’den oluşan askeri birim. Kolordular birleşerek ordu’yu oluştururlar ve korgeneral tarafından yönetilirler. Bünyesinde takriben 40.000 asker barındırır. Bölge savunmasında etkilidir, kolordu olarak çok seyrek operasyon yaparlar. Genellikle ordu karargahından gelen emirle tümenleri görev yapar.
Deniz Kuvvetleri:
Türkiye’yi denizden gelecek tehditlerden korumak için tesis edilmiş silahlı deniz gücümüzdür. Komutanlığını oramiral rütbeli bir bahriye subayının yaptığı bu yapılanmanın alt birimleri; Ankara’da konuşlu Deniz Kuvvetleri Karargahı, Gölcük’te Donanma Komutanlığı, İstanbul’da Kuzey Deniz Saha Komutanlığı, İzmir’de Güney Deniz Saha Komutanlığı ve yine İstanbul’da konuşlu Eğitim ve Öğretim Komutanlığı’dır. Bu komutanlar, komutanlıkları komuta ederler.

Tüm bunları şunun için anlatıyorum. Bahsi geçen insanlar emekli olsalar bile emekli amiralerdir. Ve çok ama çok nadir yetişirler. Buna mukabil çok özel bir eğitim alırlar. Sözün kısası bu kişiler seçme insanlardır. İçlerinden bir kaçını tanıdığım için de net konuşabiliyorum. Hayatlarından verdikleri ödün sahip oldukları imtiyazdan daha çoktur. Yani strateji konusunda nasıl bir bilgi ve birikimi olan birilerinden bahsettiğimizi bilmiyorum anlatabildim mi? Umuyorum ki en azından bu yazıyı okuyanlar bundan sonra “Amiral” ya da “General” denildiğinde bir kez daha düşünür. Anlatmak istediğimi bir kez daha başka bir deneyimimle de açıklamaya çalışayım. Askere yeni gittiğimde (ki ben 4.Orduya bağlı 9. Kolordu ya bağlı bir tümende askerlik yaptım. Tümene bir gün, (adını hatırlamıyorum) bir yarbay giriş yaptı. Ortalıktaki karmaşayı, koşuşturmayı anlatamam. Bir de amirali – generali siz düşünün.
Zaten zamanından beri kaybettiğimiz değer, bu gücü hazmedemeyişimizdendir. Halbuki sahip oldukları bu güç aslen bizim gücümüzdür. Ve saygıyı kaybetmememiz gerekmektedir.

Bir gün “O dönem dekoratif demir satan bir işletmede çalışıyorum” mağazaya ilimizdeki Sahra Sıhhiye okulunun komutanı girdi. (Yarbay) Kendi evinin bahçesi için dekor seçecekmiş. Nereye? Nasıl davranacağımı şaşırdım. Adama 5 metreden fazla yaklaşamadım. Kendisi beni rahatlatmaya çalışsa da nafile. Ben saygımdan panik oldum. O gün ülkemde üç kuvvet komutanının ve genel kurmay başkanın istifa ettiği gündü.
Dedim ya hep Komutanlara karşı bir kısım insanın hep bir garezi vardı. Bu gücü hazmetmemek kendi gücünü sahiplenmemek ti. Sanırım Bu zihin yapısından halen daha kurtulamamışız… Yazık oldu.

Şimdi biz 104 Amiralden bahsediyoruz araların da ordu komutanlığı yapmış olanlar var. Nasıl bir özgüvendir ki bu derece rahat eleştiriyoruz. Yanlış anlamayın ilk anda bana da bu yapılan ters geldi. Ama açıkçası 104 tane vatansever olduğu konusunda herkesin birleştiği Amiralin Yazdığı metni eleştirecek güç bulamadım. Zaten tek düşündüğüm Bir strateji üstadı bu kişilerin bu hareketlerinde vardır bir bildikleri dedim. Zaten Şahsi fikrim de budur. Bazen bir şeyler bize ters gelebilir. Ama bu terslik, o hareketin hatalı olduğu anlamına gelemez ki… Eğer bize her ters geleni hatalı kabul ediyor isek. Bunca birikimimize rağmen gerçek cehaleti yaşıyor olmuyor muyuz?

Gerçek cehalet bir konuyu bilmemek değil, öğrenmeye direnmektir.

Şimdi bu yazıya dilinin sertliği ile eleştiren oldu, “darbe yapacaklar” diyen oldu, bu bir darbedir diyen bile oldu. Dili çok üsten diyen oldu. Tarihi ile eleştiren oldu. Çok gariptir ki bir kişi 104 Amiralin bir araya gelip yazdıklarına Resmen “ZEVZEKLİKTİR” dedi. Yani aldı eline çekici vurdular da vurdular. Bazılarını dinlerken alenen içim sızladı. Şimdi bu eleştirileri yapanlara soruyorum.
– Siz hiç, sizi yok etmek için teyakkuza geçen düşmana doğru koştunuz mu?
– Siz hiç, “Söz konusu vatansa gerisi teferruattır!” sözü altında, kendinizi hiçe sayan kararlar alıp bununla gurur duydunuz mu?
– Siz hiç eşinizi çocuğunuzu geride bırakıp sırf “Vatan sağ olsun” deyip tek gidiş yolculuğuna çıktınız mı?

Şimdi sizin de aranızda “hadi canım sanki bunlar mı deniliyor” dendiğini biliyorum. Ama size sadece bu gün eleştirdikleriniz arasında, kardak krizine müdahale edenlerin var olduğunu hatırlatırım. Bazen ben de okuduğum onca kitabın, bunca tecrübemin altında bir zehirlenme yaşadığım oluyor. İnsanın kendisini özel hissetmesi bir yere kadar normal olarak karşılanabilir ama bu konuda dönüp bir kez daha düşünmeliyiz. Gerçekten buna değdi mi? Bazen kendi düşüncesinin doğruluğu konusunda bu kadar ısrar edenlerin düştüğü durumu hayretler içinde izliyorum.

Evet haklısınız şimdi bu bildiri (mektup – yazı ne derseniz) den sebep bir sürü kişi kendine gündem çıkaracağı için tepkilisiniz. Ama unutmayın ki bu kişiler tam da dediğiniz gibi askerlerdir. Vatan söz konusu olduğunda verdikleri tepki siyaset teferruatı altında ezilmez. Ama evet bu yazıdan “darbe şakşakçılığı” yapıp kendisine asılsız malzeme çıkartanların içinde bulundukları çıkarcılık da bu vatansever 104 Amirale mal edilemez. Yazık olur.

Birkaç gündür kendisini entelektüel olarak gördüğüm, bazılarını hiç kaçırmadan bizzat takip ettiğim gazeteciler de var. Ellerinde Thor’un çekicini görünce içimin nasıl sızladığını anlatamam. Çünkü bu insanlar gerçekten de kendilerini geliştirmiş okumuş örnek olacak kişilerdi. Ama içim acıdı onlar vurdukça benim canım acıdı. Şimdi bu yazıyı belki okuyacaklar ve ben onlar için onlardan daha azını gören fikri olmayan birisi olarak görüleceğim. Ama unutulmamalıdır ki,

“Kişinin kendisini iyi olarak görmesi hata değildir. Hata o kişinin karşısındakini kötü görmesidir.”

Saygı değer komutanlarım, Unutmayın ki her zaman anlaşılmanız zaten mümkün değildir. Bazen haklılık önemli olmadığı gibi, geçmişteki görevinizi hiç unutmamış olmanız ve bizlere hatırlatıyor olmanız, size olan sevgi ve saygının bir sebebidir.

Bu zor günlerimizde Muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızda ki asil kandadır.

Bu vesile ile bildiri tarihi olan 4 Nisan günü şerefine 68 yıl önce İsveç gemisiyle çarpışarak batan Dumlupınar denizaltısında şehit olan 81 denizciyi minnetle anıyorum.

Türk Deniz Kuvvetlerine bağlı Dumlupınar denizaltısı, 4 Nisan 1953’te NATO manevralarından dönerken Çanakkale Boğazı’nda Naboland adlı İsveç gemisiyle çarpışarak batmıştı. 81 Türk denizcisinin şehit olduğu bugün, ”Deniz Şehitlerini Anma Günü” ilan edilmişti.

Sevgi ve Saygılarımla
Altuğ Aytaçoğlu – 07.04.2021

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir